Barselona’da Plaj Olmak


Yıllardır gezen biri olarak İspanya’ya gitmekte biraz geç kaldığımın farkına vardığımı belirtmek isterim öncelikle. Ama nihayet gidebildim ve İspanya’yı keşfetmeye Barselona’dan başladım. Barselona, dolu dolu bir şehir; kapanmayan mağazaları, Barselona yerlilerinin bitmek bilmeyen yemek yeme keyifleri, çok konuşmaları, hep konuşmaları, La Rambla’nın yorucu kalabalığı, Gaudi’nin müthiş eserleri, Dali’nin evi hepsi ayrı ayrı uzun yazıların veya hepsi birlikte çok uzun bir yazının konusu olacak nitelikteler ama ben bunların dışında bir şeyden bahsetmeyi tercih ettim bu kez: Barselona Plajları.

Gitmeden önce yapılacaklar listemde denize girmek ilk sıralarda değildi açıkçası. Gezilecek görülecek bolca yer var Barselona’da. Ama otelim plaja yakın olduğu için, ilk gittiğim yer Barceloneta oldu ve ardından gidilecek yerler listemi yeniden düzenlemem gerekti. Çünkü bu kadar alabildiğine plaj bir kıyı şeridi beklemiyordum, bu kadar geniş kumsallar beklemiyordum, bu kadar eğlenceli bir deniz beklemiyordum, bu kadar şehrin içinde bir plaj bölgesi beklemiyordum derken şaşkınlık üzerine şaşkınlık yaşattı bana Barselona plajları. Görmezden gelinemeyecek bir plaj kültürü var Barselona’da. Plajın merkezin içindeliği, birden kendinizi plajda buluverebilmeniz ve duş, kabin gibi imkanların rahatlığı Barselona’yı, bikiniyle sokaklarda dolaşabileceğiniz tam bir yaz şehri yapıyor bence.

Plajlar, halk plajı ve beklenenin aksine yerlerde bir tek çöpe rastlamıyorsunuz. Plajlarda şemsiye ve şezlong ücretli. Ama kum güzel bir kum olduğu için havlunuzu serip yatarken hiç sorun yaşamıyorsunuz, hava da cayır cayır güneşli değilse şemsiye de pek elzem sayılmaz ama şezlong ve şemsiyeyi onar euro ödeyerek kolaylıkla temin edebiliyorsunuz. Siz güneşlenirken bir yanınızdan biralar, bir yanınızdan mojitolar geçiyor tepsilerde, hizmette sınır yok. Diğer yandan Hintlilerin pareo diye sattıkları örtülere de adım başı rastlamak mümkün. Uçuştura uçuştura birbirinden güzel renk ve desenlerde satılan bu pareolar biraz iriler. Öyle ki, yere serince üç oda bir salon yer sunuyor size kum üzerinde. 25 euro diye başlıyorlar ama hemen ikna olmayın, kararlı olursanız 10 euroya alabiliyorsunuz. Plaja çıkan sokaklardaki dükkanlarda, bunun versiyonlarını da bulmak mümkün ama onlar daha farklı, sert bir kumaşa sahip gibi geldi bana. O yüzden pareoyu almak için en iyi adres, plajda gezen Hintli satıcılar.

Denize gelecek olursak, öncelikle Balear Denizi’nin çok dalgalı olduğunu söylemek lazım. Ama bir o kadar da keyifli. Barselona dalgaları birazcık saldırgan. Öyle ki, kıyıya gelip girsem mi girmesem mi diye bakarken kendinizi tepetaklak suyun içinde yuvarlanırken bulabilirsiniz, dikkat edin. Ama güvenlik konusunda bir tebriği hakkediyorlar bence. Her daim cankurtaran bulunmasının yanı sıra, denizin durumunu gösteren bayraklar da var her yerde. Yeşilken bir tehlike yok ancak bayrakların sarıya dönmesi tehlikeli bir durum olduğunun göstergesi. Plajlardaki hoparlörlerden belli aralıklarla çok yemek yediyseniz denize girmeyin, yorulunca çıkın, baygınlık hissederseniz hemen çıkıp en yakın ilkyardım noktasına gidin, çocuklarınıza dikkat edin gibi anonslar yapılıyor. Bayraklar sarıya dönünce de deniz tehlikeli oldu, çocuklarınız sudan alın uyarısı geliyor. Ayrıca bir helikopter gün boyu, kıyı şeridi boyunca uçuyor. Deniz tehlikeli, ama güvenlik sağlam. Yani uzun lafın kısası, yazın Barselona’ya gidecekseniz, bol dalgalı Balear hatırına fazladan iki gün eklemekte fayda var 😊

Fotoğraflar: Cemre Baltalı

Daha Fazlası: 

 2017, developed and designed by Emre Göler for Galatasaray University Business Administration Club