Gerçeklerin İçindeki Yalanlar

Zorlu PSM ve Talimhane Tiyatrosunun ortaklığında gerçekleşen Gerçek adlı tiyatroyu izlediğinizde, eminim ki siz de benim gibi ilişkiler üzerinde uzun uzun düşüneceksiniz. Oyun, “Dürüstlük bir ilişkide en önemli şeydir.” klişesinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Oyunumuz, iki evli çift ve aralarındaki “gerçekler” etrafında dönüyor. Michel (Levent Üzümcü) ve Natali (Neslihan Yeldan), Paul (Kubilay Tunçer) ve Alice (Özge Özder) görünürde her şey yolunda giden mutlu evliliklere sahip iki çift. Aynı zamanda Paul ve Michel çok yakın arkadaşlar. İşten yeni kovulan Paul’a, en yakın arkadaşı olarak Michel destek oluyor. Oyun, Alice ve Michel’in yatağında uzandığı bir otel odasında başlıyor. Anlaşıldığı üzere, ikisi de eşlerini aldatıyorlar. Alice, Michel’e hepimizin daha önce sorduğu ya da hepimize sorulan o klasik soruyu soruyor: “Neden birlikte daha fazla vakit geçirmiyoruz?” Oysaki aralarındaki ilişki daha fazla vakit geçirmeyi gerektirecek türden bir ilişki değil aksine bir çıkar ilişkisi. Hayatta birçoğumuz Alice’in yaşadığını yaşamıştır. Daha fazlasını istemememiz gereken bir şeyi istiyoruz ve buna devam ediyoruz çünkü irademize sahip çıkamıyoruz. Michel her ne kadar bu soruyu basit bir cevapla geçiştirmeye çalışsa da aralarında yaşanan ilişki artık Alice’in sorduğu soru yüzünden başka bir hale bürünmüş durumda. Zıt istekler üzerine kurulu bir ilişki ve bunun geri dönüşü yok.

Alice’in “ilişkilerinde” daha fazlasını istemesi üzerine Michel, Alice’i Bordeaux’da bir hafta sonu kaçamağına götürüyor. Tabii bu hafta sonu kaçamağı Natali’ye söylenene göre bir iş gezisi, Paul’a denilene göre de Alice’in teyzesinin doğum günü kutlaması. Elbette tüm bunlar yaşanırken Paul ve Natali seyirciye gayet sakin ve sessiz bir izlenim veriyor. İkisi de saf, aşık ve sadık eşler. Alice ve Michel yeniden bir otel odasında ancak bu sefer Bordeaux’da. Şehir aynı ancak mekân farklı, Alice de zaten bundan yakınıyor ve bunun üzerine konuşulurken Paul, Alice’i arıyor, teyzesinin doğum gününü kutlamak için, olmayan doğum gününü daha doğrusu. Onlarca bahane uydurmasına rağmen Alice, Paul’u ikna edemiyor ve en sonunda Michel, Alice’in teyzesi rolüne bürünüyor. Telefon konuşması gerçekleşiyor ve Michel her zamanki gibi kendinden çok emin bir şekilde durumu iyi idare ettiğini düşünüyor. Ancak Alice için durum farklı çünkü geceleri zaten mahvoldu. Bu olay üzerine hafta sonu kaçamakları da mahvoluyor.

Olay hiç yaşanmamış gibi herkes evine dönüyor ve hayat normal bir şekilde devam ediyor, ta ki Natali’nin Michel’e sorduğu sorulara kadar. Söylediği tüm yalanlar yüzünden Michel her şeyi eline yüzüne bulaştırıyor ve Natali hedefine ulaşıyor; yaptıklarını Michel’e itiraf ettiriyor, yani bir nevi tuzağına düşürüyor. Ve bu zamana kadar saf, aşık karakter rolündeki Paul ve Natali aslında oyundaki en az saf ve aşıklar. Çünkü Michel ve Alice’in ilişkilerinden başından beri haberdarlardı ve onlar da eşlerini birlikte aldatıyorlardı. Bunca zamandır eşini ve yakın arkadaşını kandırdığını zanneden ve her şeye hâkim olduğunu düşünen Michel ve onun suç ortağı Alice aslında başından beri ne Paul’un ne de Natali’nin umrundaydılar.

Oyun birçok kişi için komedi olarak kategorilendirilse de benim için daha çok dram. Ağızdan kolay kolay çıkan “seni seviyorumlar, canımlar, aşkımlar” aslında sevgi kavramının ne kadar da basitleştiğini ve yalanlaştığını artık karşımızdakinin hislerinin bizim için öneminin ne kadar da azaldığını, insanlara güvenmenin bundan da ötesi onlarla bir hayatı paylaşmanın aslında gün geçtikçe nasıl da zorlaştığını ve değerini yitirdiğini çok güzel bir şekilde öne seriyor. Evliliğin aslında ne kadar zor ve sadakat gerektiren bir şey olduğunu bir kez daha öğreniyoruz. Ve tabii ki de sadakat, gerçekten bir insana sevgini, ömrünü, dürüstlüğü ve saygını verebilmek, herkesin yapabileceği bir şey olmadığını oyunda da görüyoruz. Tüm bunlara rağmen, oyunun sonunda, çiftler hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar, yaşanan her şeyi ve söylenen tüm yalanları bilmelerine rağmen.

Belki de bazen sadece devam etmek gerekiyor? Oyunu izledikten sonra ilişkilere olan inancımı, dürüstlüğün ilişkilerdeki yerini, gerçekten sevginin var olup olmadığını bir kere daha sorguladım. İlişki dediğimde bunların sadece romantik ilişkiler olmasına gerek yok. Ailemizle, arkadaşlarımızla, iş arkadaşlarımızla aramızdaki ilişki de olabilir bu.

İlişkiler gibi basit aynı zamanda da karmaşık bir konu üzerine kurulu olan oyunun komik bir dille seyirciye sunulması belki de acı gerçekleri görmemizi biraz daha zorlaştırıyor. Ancak dikkatli bakıldığında gerçeklerin yerini yalanların nasıl kolay kolay alabildiğini ve aslında gerçek hayatta bizim de bunu ne kadar kolaylıkla yapabildiğimizi görüyoruz. Tüm bunlara rağmen böyle karışık ve derin bir konuyu, sade ve eğlenceli bir oyun üzerinden izlemenin herkese zevk vereceğini düşünüyorum.

Daha Fazlası: 

 2017, developed and designed by Emre Göler for Galatasaray University Business Administration Club