• Elif Şimşir, Eylül Şahinoğlu

Ufuk Beydemir’e ve Özgün Müziğine Dair...

"Ay Tenli Kadın" şarkısıyla tanıştığımız Ufuk Beydemir’e merak ettiklerimizi biz sorduk, o cevapladı. Ve işte röportajımız...


Perspective: Müzik dünyasında ve piyasasında yaklaşık beş senedir tanınsanız da yoğun bir müzik geçmişiniz olduğu aşikâr. Biyografinizden sizi bu alana teşvik eden ve kendinizi keşfetmenizi sağlayan olayın 16 yaşınızda aldığınız bir sahne performansıyla beraber alevlendiğini okuyoruz. Bu hikâyenizden bize bahsedebilir misiniz?


Ufuk Beydemir: Daha öncesinde hiç müzik deneyimim olmamıştı, sahneye çıkıp tek şarkı söyledim ve oradaki his, aldığım reaksiyon bana çok büyülü geldi. Belki ben büyüttüm bilmiyorum ama o geceden sonra müzik yapmaya karar verdim ve bir rock grubuna dahil oldum.


P: Dilimizden epey bir zaman düşüremediğimiz “Ay Tenli Kadın” şarkısını yazarken esin kaynağınız neydi?


U.B: 17 yaşındaydım. Daha yazdığım ilk üç şarkıdan biriydi diye tahmin ediyorum. Kim bilir neler esin kaynağı olmuştu? (Gülüyor.)


P: 2018’de çıkardığınız “Sevda Gibi” albümüyle adınızı daha da duyurdunuz. Bu albümden sonra hayatınızda neler değişti?


U.B: Hayatımın kendisi değişti. Öncesinde müzik bir hobiydi benim için. İlk albümden sonra neredeyse Türkiye'nin yarısını konser vererek gezdik.


P: Gitar ve türevleri dışında (elektro, bas, akustik, klasik) çalabildiğiniz ya da çalmak istediğiniz bir enstrüman var mı?


U.B: Piyano ve davul öğrenmek için zaman ayırmaya çalışıyorum.


P: Bir müzisyen olarak geçirmekte olduğumuz pandemi sürecinin yeni albüm ve şarkı çalışmalarınız üzerindeki pozitif ya da negatif etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?


U.B: Pozitif hiçbir şey yok. Koca bir sektörün yok olduğu varsayılarak gönül rahatlığıyla insanların hayatına devam etmesi kalp kırıcı. Umarım daha zor günler bizi beklemiyordur.

P: Üstteki soruya istinaden 5 Mart 2021 tarihinde çıkardığınız “Hiç” isimli teklinizin oluşturulma ve prodüksiyon işlemlerinde karantina dönemi öncesinden farklı olan ne gibi alternatif çalışma yöntemleri geliştirdiniz?


U.B: Üretimin, onun hayata geçiş şeklinin pandemiyle bir bağlantısı yok bence. Her zaman olduğu gibi gitar ve ben, sonucunda yeni bir şarkı. Dünya çiçekler açsa da ateşler altında kalsa da benim pek değişmeyen küçük bir dünyam var. Memnunum da bundan. Her şey bu küçük dünyadaki memnuniyetle başladı zaten.


P: Rock müziğin alt dallarından etkilendiğiniz gibi aynı zamanda “Öyle Meşk Oldum” gibi birçok şarkınızda Türk Halk Müziği’nin ezgilerini yoğun bir biçimde hissedebiliyoruz. Peki size soracak olursak hem dinleyici hem de şarkıcı olarak müzik tarzını nasıl tanımlarsınız?


U.B: Belirttiğiniz gibi birçok rock türevi ve farklı müzik dallarından da etkileniyorum. Ben zaten net olarak herhangi bir müzik tarzına ait işleri çok fazla sevmiyorum. Müzikte farklı tarzların bir araya gelmesinden, ortaya aslında daha önce yapılmamış bir şeyin çıkmasından haz alıyorum. Bu yüzden genel bir isim veremeyiz ancak şarkı şarkı değerlendirerek bu şarkıda şu ve bu etkiler var diyebiliriz.


P: Sofar Sounds İstanbul Sahnesi’ndeki performansınıza, yeteneğinizin ve emekleriniz yanına şöhretin de dahil olduğu bir dönüm noktası diyebiliriz. Bu performansınızın ve cover’larınızın ardından birçoğumuz tarafından Eddie Vedder, Chris Cornell gibi nice ünlü şarkıcıya benzetildiniz. Bu iki değerli sanatçının yanına ek olarak peki siz kendinizi kim olarak görüyorsunuz?


U.B: 90'lar grunge akımındaki vokalistlere benzeten çok oluyor doğal olarak çünkü vokal tekniği olarak onlarla aynı tekniği kullanıyorum. Ben her zaman kendimi ruh olarak en çok Jim Morrison'a yakın hissetmişimdir.


P: Sizin kanaatinize göre solist haricinde orkestranın önemi nedir? Bir solist koskoca bir orkestra hissiyatını yaşatmak için ne gibi zorlukları ve sorumlulukları göze almalıdır?


U.B: Orkestra her şeydir. Nasıl şarkı söyleyeceğinizi belirler. Bir şarkıcının daha iyi olması veya daha kötü olmasına sebep olur. Bu işte en çok öğrendiğim anahtar kelimeler sabır ve çalışmak. Hatta bayağı çok çalışmak.


P: Vokalistliğin yanı sıra söz-beste yazarlığı da yapıyorsunuz. Siz de takdir edersiniz ki ilham ve hayal gücü yazmak için mihenk taşları. Peki siz etkili sözler oluşturabilmek için hangi metotları tercih ediyorsunuz? İlhamınızı neyden veya kimden alıyorsunuz? Motivasyon düşüklüğünde uyguladığınız farklı bir aktivite var mıdır?

U.B: Kendi şarkılarını yazan biri olduğum için bu soru çok soruluyor, insanlar yemek tarifi gibi bir tarif bekliyor belki ama öyle bir şey yok. Bu bir ruh işi. Ben bir şarkı yazdıktan sonra görüyorum ki farkında olmadan ne kadar çok şeyden etkilenmişim, bir sürü şey bilinçaltımda yer etmiş. Motivasyonum düştüğü zaman da anlıyorum ki biraz daha düşebilir. Çünkü bu güzel bir beste geleceğinin habercisi aslında benim için.


P: Sizi günümüz popülaritesine ayak uydurmaya ve belirli bir güruha müzik üretmeye çalışan sanatçılardan hangi hususta ayrıldığınızı düşünüyorsunuz?


U.B: Hangi hususta ayrıldığımızı söylemek zor olur. Hangi hususta bir araya geldiğimizi söylersek onlar da ben de şarkı yazarı veya şarkıcı veya müzisyen olarak adlandırılıyoruz. Aynı sektöre hizmet veriyoruz. Benim için bu kadar. Bazen bu kadar fazla ortak noktamızın olması bile korkunç geliyor.


P: Belki cevaplaması zor bir soru ancak sizin için yeri ayrı olan, söylemeyi daha çok sevdiğiniz, sizin için yeri ayrı olan bir şarkı var mı?


U.B: “Anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı?” sorusu bu. İnsanlar bazı şarkılara daha çok kıymet veriyor, normaldir ama ben şarkılarımı kendim yazdığım için hepsi ruhumdan dökülen bir parça. Hiçbir parçama arkamı dönemem ki.


P: Pandemi şartlarından dolayı uzun bir süredir sahnelerde görüşemiyoruz. Bu süreç sizin için nasıl geçti? Dinleyicilerinizle arayı açmamak için birçok canlı yayın da yapıyorsunuz, aldığınız dönüşler nasıl?


U.B: Benim kitlem beni hiçbir zaman bırakmıyor sağ olsunlar. Kısa bir sürede güzel bir kemik kitle yarattığımızı hissediyorum. Şu sıralar bizim tarafın motivasyona ihtiyacı var o yüzden canlı yayınlara ara verdim. Bir single yayınladık, devamı da gelecek. Belki bunlardan sonra daha iyi hissedersek sosyal medyayı daha renkli kullanabilirim tekrar. Tabii gönül ister ki o zamana kadar bütün bunlara gerek kalmasın, konserlerde bir araya gelelim.


P: Ufuk Beydemir Perspective okuyucuları için bir playlist hazırlayacak olsa mutlaka ekleyeceği 3 sanatçı kim olurdu?


U.B: The Strokes, Arctic Monkeys bir de daha eskilerden Pixies.


P: Son olarak müzikle ilgilenen okuyucularımıza verebileceğiniz tavsiye ne olurdu?


U.B: Olabildiğince farklı müzikler dinleyip analiz etmelerini söyleyebilirim. Her şey dinlemek ve izlemekle başlıyor önce.

627 görüntüleme
Daha Fazlası: 

 2017, developed and designed by Emre Göler for Galatasaray University Business Administration Club