• Duygu Erdem

Sakuralarla Çevrelenmiş Tapınakların Sahipleri

Birçok mitolojiye ait yaradılış destanı okudunuz: Yunan mitolojisi, roma mitolojisi, mısır mitolojisi... Peki tanrılar diyarı sayılan Japonya’nın mitolojisine hiç göz attınız mı?


Japonya denince akla ilk gelen: çekik gözlere sahip insanlar, sushiler ve o ünlü kimonolardır elbet. Ama o kocaman ve gösterişli tapınakların yapılmasına neden olan milyonlarca tanrı ve tanrıçayı unutmamak gerek. Politeizme sahip olan bu güzel ülkenin her şey için bir tanrısı-tanrıçası ve tabi ki o tanrıya-tanrıçaya ait bir de tapınağı vardır. Bazı tanrıların birden fazla tapınağı varken, bazılarınınsa tapınağı yoktur. Çünkü bir inanışa göre, tanrılar yaptıkları işler karşılığı kendine inanan insanların dilekleri ile kurarlar tapınaklarını. Bu yüzden minik tanrıların gücü yetmez tapınak oluşturmaya.

Ülkenin her yanını saran Şinto dininin öğretisi olan tüm bu tanrıların başlangıcına inelim öncelikle: Bu dine göre Japonya’yı, tanrısal çift İzanami ve İzanagi yaratmıştır. Bu iki tanrı, en başta, Ama-no-Haşidate adlı cennet köprüsünde duruyordur. Bir gün okyanusu, mücevherlerle bezeli olan bir mızrakla karıştırırlar. Sudan çekilen mızrağın ucunda biriken kristalleşmiş tuz, aşağı düşüp ilk Japon adası olan Onogoro-şima'yı oluşturur. İzanami ve İzanagi, düğün törenleri için yer olarak bu adayı seçip adaya çıkarlar. Adaya sapladıkları mızrağın çevresinde birbirlerinin aksi yönlerde dönmeye başlarlar. Tören kuralları gereğince bu işlem esnasında birbirleri ile konuşmamaları gerekir fakat İzanami daha ilk dönüşte İzanagi ile konuşur. Bu kural ihlali ise onun ilk hamileliğini düşük yapması ile sonuçlanır. Böylece kemikleri olmadığı için dik duramayan ''sülük çocuk'' dünyaya gelir. Bu kemiksiz varlık yedi talih tanrısından biri olan Ebisu'dur. Onun bu çirkin görüntüsünden korkan çift, onu okyanusa bırakırlar. Böylece Ebisu, balıkçıkarın koruyucusu olur. Yaptıkları hata sonucu akıllanan çift, bu kez kurallara uyarak töreni tamamlarlar ve böylece ilahları yaratırlar. Son olarak ateş tanrısını doğuran İzanami, bu doğum ile ölümcül bir yara alır. Son anlarındayken acıdan dolayı göz yaşları dökmeye başlar. Onun göz yaşlarındansa binlerce yeni kami (tanrı) dünyaya gelir. İzanagi eşinin ölümünden duyduğu acıyla onun peşinden, Yomi no Kuni denen karanlık ülkeye gider. İzanami'yi oradan çıkarmak ister fakat İzanami çoktan karanlık diyara özgü yiyeceklerden yemiş ve oraya ait olmuştur. İzanagi hüzünlüdür. Aynı zamandaysa karanlık yerde hiçbir şey göremiyordur. Bu yüzden bir meşale yakar. Ama bu kötü bir şeye sebep olur: İzanagi yaktığı meşale yüzünden eşinin çürümeye yüz tutmuş cesedini görür. Bu durumdan aşırı utanan İzanami ise onu o sinir ve utançla ölüler diyarının kapısına kadar kovalar. Son anda kaçmayı başaran İzanagi, kapıyı büyük bir kaya ile kapatır. Hemen ardından da bir ayin ile yıkanır. Bu ayin, pek çok anime ve mangaya konu olmuştur. Hatta hala Şinto dinine inanan her Japon, bir tapınağa girmeden önce ellerini ve ağzını yıkar.


Ne kadar sonucu iyi bir şekilde tamamlanmamış olsa da Japonlara göre hala beraber ve mutludur bu iki tanrı. Hatta onların timsali olarak saydıkları, doğal bir oluşum da vardır. Evli kayalar anlamına gelen Meotoiwa, Futami kıyısı açıklarında yer alan iki kayadır. Bu kayalar japon adalarını yarattıklarına inanılan İzanagi ve İzanami'nin birliğini, yerin kutsallığını simgelemek için pirinç saplarından yapılmış bir halatla birbirine bağlanmıştır. Şimenava olarak bilinen bu halat, 1 tondan daha fazla bir ağırlığa sahiptir ve yılda birkaç defa değiştirilir. Kayaların temsil ettiği bu iki tanrının kutsallığının başka bir işareti olaraksa, eril olan kayanın üzerine Torii denen çifte kirişli bir kapı konulmuştur.

7 talih tanrısı (bilinen ismiyle Şiçi Fukucin) maddi ve dünyevi değerlerle ilişkilidir. Ne kadar Şinto dininin içinde geçse de, aslında bu tanrılardan sadece iki tanesi Şinto dini ile oluşmuştur. Diğerleri Budizm ve Hinduizm gibi ülkeye yayılan dinlerin etkisi ile oluşmuştur.


Şiçi Fukucin; Ebisu, Bishamonten, Jurojin, Benten, Fukurokuju, Hotei ve Daikoku'dan oluşur.

Ebisu, daha önce de bahsettiğim üzere balıkçıların tanrısıdır. Fakat oldukça güler yüzlü olan bu tanrı, ülkenin kıyılarında bulunan küçüklü büyüklü yerleşmelerde de çok büyük saygı görmüş ve sadece balıkçıların değil, tüccarların da tanrısı haline gelmiştir.


Bishamonten, savaş tanrısıdır. Savaşçılara ve savunmacılara şans ve güç getirdiğine inanılır. Aynı zamanda yardımseverdir, mutlak bir otoriteye sahiptir. Suçlular, ondan oldukça korkarlar çünkü her an savaşa hazır olan bu tanrı, suçluların cezalandırıcısıdır. Evrenin dört gözcüsünün, en önemlisidir. Olağanüstü bir işitme yetisine sahiptir. Göreviyse, dünyayı kötü iblislerin saldırısından korumaktır. Bu arada, bu tanrının, misyoner olduğunu ve bu yüzden tasvirlerinde silahın yanında minyatür bir pagoda (kule biçiminde olan tapınak) olduğunu da unutmayalım.


Jurojin, uzun ömür tanrısıdır. Çok yaşlı olduğunu belli eden, uzun ve beyaz sakalı ile tasvir edilir.


Benten, 7 şans tanrısının içindeki tek tanrıçadır. Güzel sanatların tanrıçasıdır. Aynı zamanda, aşkın da tanrıçasıdır ve evlilikte şans getirdiğine inanılır. Bir ejderhaya ya da deniz yılanına biner ve bu şekilde tasvir edildiği için denizle özdeştirilir. Bu yüzden de tapınakları genellikle deniz kenarında ya da adalarda kurulmuştur.

Bilge Fukurokuju, sağlık ve uzun ömür tanrısıdır. Taoculara göre zekanın ve ölümsüzlüğün bir işareti sayılan oldukça büyük bir alın ile tasvir edilir. Fukurokuju'nun insan konumundayken hiçbir şey yemeden yaşayabildiğine, tanrı konumundayken ise ölüleri diriltebildiğine inanılır.


Hotei; berket, bolluk ve sağlık tanrısıdır. Şişman ve hantal olmasına rağmen her zaman keyiflidir. Bu yüzden ''Gülen Buda'' olarak da bilinir. Aynı zamanda oldukça da yardımseverdir. Kadınları sırtında taşıyıp nehirlerden geçirdiği söylenir.


Daikoku; zenginlik, servet, ticaret, tarım ve ailenin tanrısıdır. Yedi talih tanrısının önderidir. Çoğunlukla elinde dilekleri yerine getirdiği altın bir tokmakla tasvir edilir.


Şinto inancındaki tüm tanrıları anlatmak neredeyse imkansıza yakın. Kaynaklarda bile geçmeyen o kadar fazla tanrı var ki. Aklınıza gelebilecek her şeyin bir tanrısı varken, kaynaklarda geçmemesi de normal tabi. Ama eğer daha fazlasını merak ediyorsanız endişelenmeyin. Elinizi atacağınız her kaynağa ve kitaba, tanrı kokusu sinmiştir çünkü. Şans tanrıları sizinle olsun...




8 görüntüleme
Daha Fazlası: 

 2017, developed and designed by Emre Göler for Galatasaray University Business Administration Club