• Aytuğ Akarlar

Lupin, Bir Adalet Arayışının Öyküsü

Çıktığı günden bu yana büyük ses getiren Lupin, ikinci sezonu ile karşımızda. Babasının intikamını almaya yemin etmiş Assane Diop, serinin devamında da bize enfes bir hikaye sunuyor. Sürprizlerle dolu planları, havalı şovları ve tüm zorluklara rağmen “o bir yolunu bulur” rahatlığı... İlk sezon heyecan tavan yapmışken biten Lupin, ikinci kısımda da kaldığı yerden devam ediyor.


Louis Leterrier‘ın yönetmeni olduğu dizide, Assane Diop babasının ölümüyle ilgili adaleti sağlamak ve Hubert’dan intikam almak için planlar yapmaya devam ediyor. İkinci sezon, Assane’in kaçırılan oğulu Raoul’u bulma çabalarıyla başlıyor. Polis memuru olan Guedira’nın da Assane’e yardım etmesi üzerine “hırsız-polis” olarak başlayan ilişkilerinin ortaklığa döndüğünü görüyoruz. İkinci sezona hızlı bir başlangıç yapan Lupin, izleyicinin dikkatini yakalamayı başarıyor.


İkinci sezon boyunca aksiyona daha fazla önem veriliyor. Dövüş ve kovalamaca sahnelerinin artması ile akışı daha hızlı bir senaryo görüyoruz. Bol aksiyonlu bir macera ile izleyenleri kendi dünyasına çekiyor. Léonard’ın içinde Raoul’un olduğu arabayı ateşe verme sahnesi ile tansiyonlar yükseliyor. Arabanın patlamasıyla tıpkı Assane gibi dehşete düşüyoruz. Ama oğlunun canlı çıkıtığını öğrenince rahatlıyor ve derin bir nefes alıyoruz.


İkinci sezon boyunca büyük intikam planları yaparak Hubert ile adeta savaşan bir Assane var. Her ikisi de ellerindeki tüm kozları oynuyor ve aralarındaki bu savaş izleyenlere inanılmaz bir seyir zevki sunuyor. Bölümler boyunca Hubert, olabildiğince kötü bir insan oluyor ve elindeki tüm gücü kullanıyor. Bazı sahnelerde Assane’i yakalamaya o kadar yaklaşıyor ki, tüm umudumuz kesiliyor. İşte tam bu anlarda Assane, Lupin’den öğrendikleri ile kıvrak zekasını birleştiriyor ve kendini bu kötü durumdan kurtarmayı başarıyor. Çünkü o bir kibar hırsız, o bir centilmen. İnandığı gerçekler uğruna savaşmaktan asla vazgeçmiyor. Ben en çok böyle zor sahnelerden keyif aldım. Etrafta hiçbir ışık yokken bile kendi ışığını yaratıp bir yolunu bulan Assane Diop.



İkinci sezona başladığımda, Lupin’deki o sürprizlerle dolu sahneleri ve kendine çok güvenen ana karakteri izlemeyi özlediğimi fark ettim. Lupin’in o merak uyandıran müziği ve hiç beklenmeyen bir anda izleyeni şaşırtması diziyi çok keyifli kılıyor. Assane kendine çok güvenen bir karakter çünkü her zaman bir planı var. En umutsuz durumlardan kurtuluyor, adaleti sağlamak ve gerçekleri ortaya çıkarmak için elinden geleni yapmaya yeminli. Hiçbir zaman pes etmiyor. Ama mesele sadece pes etmemesi değil. Assane bir “şovmen”. Yaptığı şovlarla insanları, kitleleri etkiliyor. İzleyiciye inanılmaz bir seyir zevki sunuyor. Bana kalırsa dizinin bu kadar beğenilmesinin en önemli sebebi de bize sunduğu bu seyir zevki. Dizi boyunca daha ne olabilir ki dediğimiz anda bile ağzımızı açık bırakacak olaylar izliyoruz. Hiç beklenmedik bir şekilde aslında her şeyin başından beri Assane’in planladığını görüyoruz.


Geçmişle bağlı sahneler dizinin akışına oldukça uyumlu eklenmiş. Assane’ın planlarının aslında geçmişle bağlantısının olması ve bizi çocukluk yıllarına götürmesi, diziye olan bağlılığımızı arttırıyor. Benjamin ve Assane’in yakın arkadaşlığı, Claire için yaptıkları ve Juliette ile ilişkisi akışa çok başarılı bir şekilde aktarılmış. Aslında Assane’in planlarında çocukken yaşadığı olaylardan etkilendiğini görmek, güçlü dostlukar ve aşklar izlemek diziye farklı bir alt hikaye ekliyor.


İkinci sezon boyunca ana karakterin çok güçlü bir motivasyonu olduğunu görüyoruz. İlk sezonda çok kuvvetli bir şekilde izleyiciye aktarılmış olan bu motivasyon ikinci sezonda da varlığını sürdürüyor. Assane babasına iftira atıldığını biliyor ve Hubert’dan intikam almak için yanıp tutuşuyor. Ama bunu kendi tarzıyla, bir beyefendi gibi centilmence yapıyor. Bu başarılı hissiyatta aktörün oyunculuk yeteneğinin de etkisinin olduğunu düşünüyorum. The Intouchables’tan da tanıdığımız aktör Omar Sy, karaktere çok başarılı bir şekilde hayat vermiş. Jest ve mimikleri hatta yürüyüş tarzı bile karakteri gerçekçi şekilde yansıtıyor.


Dizide yan karakterlere yeteri kadar değinilmediğini düşünüyorum. Hubert’in neden bu kadar paraya düşkün olduğu, Benjamin ile sıkı dostluklarının detayları ve Claire ile yaşadığı çalkantılı ilişki yeterince seyirciye gösterilmemiş. Bu da hikayede bazı eksiklikler yaratıyor. Ayrıca, ilk sezon yüksek enerjisi ve sürprizlerle dolu senaryosu ile büyük bir ilgi uyandırmıştı ama bu sezon yapılan planların daha tahmin edilebilir ve bazı noktalarda izleyicinin dikkatini çekecek kadar basit kaldığını düşünüyorum.


Dizi içerisinde birçok toplumsal eleştiri de mevcut. Irkçılık konusuna ilk sezonda değinen Lupin, ikinci sezonda da bu konuyu es geçmemiş. Irkçılık karşıtı sahneler de doğal bir şekilde, genel hikayeye uyumlu olarak eklenmiş. En zor anlarda bile sırf siyahi olduğu için ona yardım etmeyen insanlar, Assane’in çocukken karşılaştığı ırkçı tavırlar… Buna ek olarak zengin kesime karşı yapılan eleştiriler de mevcut. Pellegrini Ailesi’nin bağış toplamak için milyon dolarlar harcadığı pahalı organizasyonlar, gücünü ve parasını kötü amaçlar için kullandığı sahneler…


Centilmen hırsız Diop’un macerasını izlediğimiz bu hikaye ihtişamlı bir finalle son buluyor. Dizi, sunduğu seyir zevki ve süprizleri ile oldukça eğlenceli saatler vadediyor. Kendinizi Paris’in büyüleyici sokaklarına kaptırmak ve kıvrak zekası ile kalbinizi çalacak Assane Diop’un macerasını izlemek isterseniz Lupin’i kesinlikle tavsiye ederiz. Ne de olsa o bir kibar hırsız ve her zaman istediğini elde eder.

45 görüntüleme
Daha Fazlası: