• Aytuğ Akarlar, Yankı Tan

Gökyüzü ve Şehrin Sentezi: Mavi Gri

İlham kaynaklarına, şarkılardaki duygu aktarımlarına ve daha birçoğuna Mavi Gri grubunun kurucu üyesi Akif Alkan’ın penceresinden baktığımız bir sohbet gerçekleştirdik.



Perspective: Bir müzik grubu kurmaya nasıl karar verdiniz? Grup üyeleri ile tanışmanız nasıl gerçekleşti?


Akif Alkan: Bizim tanışmamız biraz garip oldu. Ben Marmara Üniversitesinde okuyordum. Mekatronik mühendisliğinde okuyan arkadaşım Hakan ile bir araya gelip bir şeyler yapıyorduk. Daha sonrasında grup kurma fikri ortaya çıktı. Hakan, gitaristi nereden bulacağını bilemediği için “Connected2Me” isimli arkadaşlık sitesine girmiş. Arama sekmesine gitarist yazmış ve bizim şu anki gitaristimizi bulmuş. Devamında üçümüz toplandık ama davulcumuz ve basçımız eksikti. Bizim yeni katılan arkadaş da uygulamaya tekrar girip davulcu yazıyor (gülüyor). Bu şekilde davulcumuzu da bulduk. Davulcumuzun da basçı bir arkadaşı vardı. Birlikte rastgele bir topluluk oluşturduk. Devamında bir sürü üye değişti, ilk kuruculardan sadece ilk katılan gitarist arkadaşım ve ben kaldık.


P: “Mavi Gri” ismi şarkılarınızla çok uyumlu bir enerji taşıyor. Bize isminizin hikayesinden bahsedebilir misiniz?


A.A: Mavi gökyüzünü, gri de şehri temsil ediyor. Grubumuzdan bu iki rengin bir araya gelişi olarak bahsediyoruz.


P: “Ben Sende Yandım” şarkısı ile büyük bir çıkış yaptınız. Neredeyse dört yıl önce çıkan tekliden bu yana Mavi Gri için neler değişti?


A.A: Sözü ve müziği bana ait bir bestem vardı. Grup bir araya geldiğinde bu şarkıyı hayata geçirelim dedik ve kabataslak aranje ettik. Aslında çok dinlenmesini beklemiyorduk, çok üzerinde durulmuş bir şarkı değildi. Grup olarak müziğe yeni başlamıştık, çok bilgimiz yoktu. Bir sürü şey kaybettik, bir sürü şey kazandık. Demek ki biz bir şeyler yapabiliyoruz dedik ve devam ettik. Müziği de seviyoruz, gerçekten severek yapıyoruz bu işi. Dört beş sene içerisinde bir albüm yaptık, yaklaşık on tane daha tekli çıkarttık. Her gün çalışıyoruz, besteler yapıyoruz. Bu şekilde ilerliyor. Bir şeyler yapmaya çalışıyoruz kendi halimizde.


P: İlk sahne deneyiminiz sırasında neler hissettiğinizi bizimle paylaşabilir misiniz?


A.A: Bizim ilk sahne deneyimimiz hatalarla doluydu. Kadıköy’de Barlar Sokağı’nın başında yaklaşık seksen kişiye çalmıştık. Birçok işi rastgele yapıyorduk ama güzel bir deneyimdi bizim için. Sahneye çıkıp şarkınızı performe etmek çok güzel bir duygu. İlk başta nasılsa şu an da aynı keyifte.


P: Müzik yapım sürecinizde sizi derinden etkileyen bir sanatçı veya bir sanat eseri var mı? Bu sanatçı veya eser sizi hangi açıdan etkiliyor?


A.A: Grupta herkesin etkilendiği sanatçılar var. Hepsi de farklı farklı isimler. Benim etkilendiklerim ise hepimizin sevdiği isimler: Teoman, Mor ve Ötesi, Adamlar, Duman. Her müzisyen yaptığı türün içindeki en üst düzey sanatçılardan etkilenir. En son yaptığımız işlerde etkilendiğimiz Yüzyüzeyken Konuşuruz ve Büyük Ev Ablukada vardır. Bu sorunun cevabı benim için böyle ama bunu başka bir üyemize sorsanız farklı isimler söyler çünkü hepimizin müzik zevki aynı değil, herkes farklı şeylerden hoşlanıyor.


P: Peki bu ilhamları filmlerden ya da herhangi bir başka eserden aldığınız oluyor mu?


A.A: Genelde şarkıları ben yazıyorum. Çok fazla kitap okuduğum için ilhamımı kitaplardan aldığımı söyleyebilirim. Bu biraz dil bilmekle alakalı bir durum bence çünkü dili incelikli bir şekilde kullanabilmek şarkı yazmakta çok önemli bir etken. Dilimi geliştirmek için oldukça çok kitap okumaya gayret ediyorum. Bana göre şarkılar aracılığıyla duyguları hissettirebilmek kelimelerden geçiyor.


P: Sizce dinleyiciye duyguyu geçirmenin sırrı nedir? Siz şarkılarınızı yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?


A.A: Benim açımdan az önce de dediğim gibi kelimeleri ve şarkı sözlerini doğru seçmek çok önemli. Bir duyguyu, düşünceyi veya olayı anlatmanın bin çeşit yolu vardır. Anlatmak istediğinizi standart kelimelerle söylerseniz bir anlamı olmaz ya da çok düşük bir etki alanına sahip olur. Ama öyle bir kelime seçersiniz ki etkisi çok büyük olur, insanları derin düşüncelere sevk eder. Bunun dışında bir sürü etken var tabii ki. Kullanılan enstrümanlar, düzenleme, mix-mastering, şarkıyı nasıl okuduğunuz… Hiçbir şarkı yeni bir şey anlatmıyor ama yaşanılanlara farklı pencerelerden bakanlar bizi güzel duygulara sürüklüyor.


P: “O Ben Olamam” bizce çok başarılı bir şarkı, dinlerken çok yoğun duygular hissediyoruz. Bize bu şarkının hikayesinden bahsedebilir misiniz? Sizce şarkının bu kadar popüler olmasının sebebi nedir?


A.A: Şarkının hikayesini pek anlatmıyorum. Bir yakınım yaşadığı bir olayı benimle paylaşmıştı. Onun üzerine ben böyle bir şarkı yazdım. Hiç bu kadar popüler olacağını beklemiyordum açıkçası. Bizim o zamanki menajerimiz bu şarkıyı yapmak çok istemişti yoksa sıradaki şarkı bu değildi o zaman için. Şarkının bu kadar popüler olmasının sebebi basit bir anlatımı olması olabilir. Çok özene bezene yaptığım bir iş değildi, derin sözler bulamıyorum içerisinde. Neyin tutup neyin tutmayacağını bilemiyorsunuz yani.


P: Gerçek hayattan hatta birbirimizden bile uzak kaldığımız bu dönemde Mavi Gri olarak ortak bir müzikal noktada buluşup üretmeye nasıl devam ediyorsunuz? Şarkı yaparken nasıl aynı duyguları paylaşıp bir şarkıya dökebiliyorsunuz?


A.A: Şarkı yaparken duyguları paylaşmaya gerek yok aslında çünkü o biraz teknik bir mesele. Sürecin başlangıcında bir beste üzerinden gidiyoruz. Ya Engincan’ın yaptığı bir altyapı oluyor ya da benim yaptığım bir beste. Bunları grupla bir araya gelip geliştiriyoruz. Başta herkesin bir ön fikri oluyor. Bir araya geldiğimizde onu düzenlemeye çalışıyoruz. Nerede hangi enstrümanın gireceğini, nasıl bir nakarata bağlanacağını düşünüyoruz. Herkesin kendi çaldığına hâkim olması yeterli yani. Dinleyiciler gibi biz de başka şeyler düşünüp hissediyoruz. Önemli olan o duyguların uyumu.


P: Müzik yapmanın da paylaşmanın da eskisine kıyasla çok daha rahat ilerlediği bir dönemdeyiz. Sizce özellikle alternatif rock için bu kadar içerik yoğunluğu varken kendi sound’unu oluşturmak ve diğer sanatçılardan farklı olmak için nası bir yol izlenebilir?


A.A: Biz zaten farklı olalım diye bir şey yapmıyoruz. Kendi tarzımızı yansıtmaya çalışıyoruz. Sürekli değişiyoruz. Beş yıl önce yaptığımız şarkılarla şu an yaptığımız şarkılar birbirinden çok farklı. Biz de kendi içimizde sürekli değişiyoruz. Bir şekilde kendi tarzımızı oluşturmaya çalışıyoruz, özgün olmaya çalışıyoruz. Şarkılarda güzelliği arıyoruz diyebilirim.


P: Sanatın genelde karanlık duygulardan beslendiği gibi bir görüş var. Kendi sanatınızı ortaya koyarken melankolik havalar ilhamınızı nasıl etkiliyor?


A.A: Şarkının bir şeyi anlatması lazım, bu da genellikle bir dert oluyor. Tabii mutluluğu da anlatabilirsiniz ama genelde melankolik bir havanın bulunması lazım. Bir şarkının dinleyenlerini etkilemesi gerekiyor. Şarkı sizi gerçek dünyadan uzaklaştırmalı, başka bir dünyaya taşımalı. Zaten sanatın gerektirdiği şey bu. Bu dünyadan sıyrılıp hayal kurmanıza yardımcı olması gerekiyor bence. Biz bunun için uğraşıyoruz. Tabii ki de melankolik havalardan etkileniriz ama her koşulda böyle bir şey olur mu ya da böyle bir kural mı var, bence yok.


P: “Sevda Türküsü” ve “Senin Hakkında” parçalarında daha synth’li ve yüksek tempolu bir değişim gözlemledik. Bu, Mavi Gri’nin gelecek projeleri için bize bir işaret mi? Tonal bir değişikliğe gitmeyi düşünüyor musunuz?


A.A: Dediğiniz, radikal bir değişiklik olarak görülüyor olabilir ama biz hem eski tarzımızla hem de synth’le ilerliyoruz. Gruba Engincan dahil olduktan sonra synth’li projelerle daha çok ilgilenmeye başladık, hoşumuza da gidiyor. Bu iki şarkıya benzer şarkılar yapmaya devam etmek istiyoruz. İlla birlikte olmamıza gerek yok bu şarkıları yaparken. Herkes kendi evindeyken de bir şeyler yaratabiliyoruz. Bu bizim üretimimizin hızı açısından çok etkili, en güzel avantajı bu bizim için. Yoksa bir araya gelmek, sürekli buluşmak zaman alan şeyler. Bu şekilde uzaktan bile şarkı yapabiliyoruz. Bizim için üretim çok önemli bir şey.


P: Ufukta yeni projeleriniz var mı? Bundan sonra dinleyenlerinizi ne gibi sürprizler bekliyor?


A.A: Sürpriz değil aslında sürekli şarkı yapıyoruz. Üç ayda bir yeni şarkı yapıyoruz. Elimizde yapılmayı bekleyen bir sürü şarkı var. Onları yetiştirmeye çalışıyoruz yavaş yavaş.

Etiketler:

105 görüntüleme
Daha Fazlası: