• İrem Bakek, Yağmur Ergin

Emeği ve Sevgisinin Gücüyle: Ayşe Begüm Onbaşı

Başarıları, ödülleri, azmi, güzel enerjisi ve anlatımıyla Ayşe Begüm Onbaşı çok keyifli bir söyleşi için Perspective’le buluştu.


Perspective:Çok küçük yaşta jimnastiğe başlamışsınız. Bu spora nasıl başladınız ve meslek olarak yapmaya karar verdiğiniz bir dönüm noktası oldu mu?


Ayşe Begüm Onbaşı: Aslında annem de babam da sporcuymuş, onların yönlendirmesiyle başlamışım. O zamanlar Akhisar Belediyesinin verdiği bale kursları varmış ve ailem beni onlara yönlendirmiş. Orada tesadüf eseri, İspanya’da konservatuarda çalışmış bir bale öğretmeniyle karşılaşmışız. Beni görmüş ve yeteneğimi fark etmiş. Birkaç sene benimle çalıştıktan sonra ülkesine dönmek zorunda kalmış ve dönmeden aileme, yetenekli olduğumu ve devam edebileceğimi söylemiş. Ben de aynı kurslara devam ettikten sonra okullar arası artistik jimnastik okullar arası yaş grupları turnuvasına katıldım. Orada aerobik jimnastik antrenörüyle tanıştım ve bu şekilde areobik jimnastiğe geçiş yaptım.


İlk defa 2013’te milli takıma katıldığımdaysa bu branşı meslek olarak yapabileceğimi düşündüm. Çünkü ilk defa, katıldığımız bir Balkan şampiyonasında altın madalya kazanmıştık. O zaman başarılı olduğumu ve bu yolda ilerleyebileceğimi düşündüm.


P.:Çok güzel bir enerjiniz var. Yaptığınız sporun sizi en çok zorlayan tarafları neler?

A.B.O.: Tüm sporcuların en zorlandığı durumun sakatlık olduğunu düşünüyorum. Sakatlık, sporcuyu hem mental hem fiziksel anlamda çok zorlayan bir süreç. Kendi antrenmanlarımızda sakatlık geçirsek bile devam ediyoruz. Hatta bizde klişe bir laf vardır, “Üst veya alt bölgesinden biri sakatlandıysa yine de çocuğu getirin sağlam tarafıyla devam eder.” derler.


Tabii, sakatlık dönemini yönetmek zor oluyor. Çok şükür, şu ana kadar yaşadıklarımdan hiç biri hareketimi sınırlayan ciddi bir sakatlık değildi.


P.:Peki sizce, iyi bir jimnastikçi bu süreci devam ettirebilmek için ne gibi özelliklere sahip olmalı ?


A.B.O.: Bence iyi bir jimnastikçi, öncelikle disiplinli olmalı çünkü bir hareket çıkarmak için çok uzun süreler çalışıyoruz ve sergilemek 1-2 saniye sürüyor. Tüm kareografiyi işlemek bizim yıllarımızı alıyor, sonuçsa çok kısa. Bu yüzden özverili ve disiplinli bir çalışma gerekiyor.


Kişi çalışkan olmalı ve yaptığı sporu iyice benimsemeli. Jimnastik branşında, en iyi sonuca ulaşabilmek için ekstra bir yetenek olması gerekiyor. Başarıyı getirenin yaptığınız işi sevmek olduğunu düşünüyorum.


P.: Hiç jimnastiği bırakmak istediğiniz anlar oldu mu, neden?


A.B.O.: Bırakmayı düşündüğüm çok an oldu. Herhangi bir sakatlık yaşadığımızda ilk aklımıza gelen bırakmak oluyor çünkü sakatlığın ne kadar süreceğini, boyutunu bilmiyorsunuz ve bu haliyle sizi korkutuyor. Tüm hayatınız etkileniyor. Bu durumlarda yaptığımız işi sevdiğimizi hatırlamalıyız. Motivasyonumuz azaldığında derin nefes alıp verdiğimiz emeği, sevgimizi hatırlamalıyız. Ben bu şekilde yapıyorum.


P.:Jimnastiğin mesleğiniz olduğunu söylediniz, peki ileriye yönelik planlarınız neler, başka bir meslek var mı aklınızda?


A.B.O.: Şu anda hayatımın neredeyse tamamında jimnastik ile uğraşıyorum. Ondan dolayı başka bir şey yapmak istemiyorum ve bu branşın içinde kalmak istiyorum. Benden küçüklere bir şeyler öğretmek de bana hem keyif veriyor hem de tecrübelerimi aktarmak, branşın gelişmesini sağlamak her zaman için hedefim.


P.: Perspective’in 40. sayısında “Güç” konusunu da işliyoruz. Güç kavramının hayatınızda önemli bir yer teşkil ettiğini tahmin edebiliyoruz. Peki, sizin güç tanımınız nedir?


A.B.O.: Bence güç tanımı yalnızca fiziksel güç anlamında kullanılmamalı. Mental güç de çok önemli. Ruhumuzun hayata tutunmak için verdiği bir savaş var. Kimisi benim gibi sporla kimisi bir sanat dalıyla kimisi de mesleğiyle uğraşıyor. Hayata tutunmak ve bağlanmak için bir güce ihtiyacımız var. Güç tanımı benim gözümde hayata bağlanmak için oluşturduğumuz, kendimizde bulduğumuz o enerji.

P.: Dünya şampiyonaları ve Avrupa şampiyonaları sebebi ile çok fazla ülkede çok çeşitli insanlarla bir araya geldiniz. Yurtdışında verilen jimnastik eğitimleri ile ülkemizde verilen eğitim arasındaki farklar neler?


A.B.O.: Eskiden şampiyonalara gittiğimiz zaman her ülkenin kendine has bir çalışma stili olduğundan kişiyi tanımıyorsak bile çalışmalarını izlediğimizde ülkesini tahmin edebiliyorduk. Şimdiyse bu bizim için de geçerli olmaya başladı. Bu hem jimnastiğin hem de bizim geliştiğimizin bir kanıtı. Artık bir yarışmaya katıldığımızda insanlar bizim çalışma stilimizden Türk olduğumu anlayabiliyorlar, bu çok sevindirici bir gelişme.


P.:Kariyerinizde çok iyi bir noktadasınız. 19 yaşındasınız ve 100’den fazla ödülünüz var. Öncelikle sizi tebrik etmek istiyoruz. Bu kadar takdir almanız ve başarılarınız size nasıl hissetiriyor?


A.B.O.: Bu benim için çok gurur verici çünkü sonuçta harcamış olduğumuz bir emek var ve bu emeğin karşılığını aldığımızı görüyoruz. Bu bizi hem mutlu ediyor hem de dünyada ülkemizi temsil etmek çokça gurur veriyor.


P.: Devletten ve ülkemizde yaşayan insanlardan aldığınız tepkiler genelde ne şekilde oluyor, yeterli desteği aldığınızı düşünüyor musunuz? İlginin artmasını nasıl sağlayabiliriz?


A.B.O.: Açıkçası başarı geldikçe desteklenme oranının arttığını düşünüyorum. Ne kadar çok başarı kazanırsak bunun geri dönüşünü desteklenerek alıyoruz. Aynı şekilde başarı kazanmak sadece bizim adımıza değil, tüm ülke adına bir kazanç.


Bildiğiniz gibi sadece aerobik değil, artistik ve ritmik jimnastikte de uluslararası başarılar geldi ve gelmeye devam ediyor. Bundan dolayı ülkemizde jimnastik alanında bir gelişim içindeyiz ve gelişimimiz devam ettikçe bize olan destek de devam edecek diye düşünüyorum. Sadece jimnastik değil bireysel sporların desteklenmesi de çok önemli. Bireysel sporcular bu konuda tek başlarına savaşıyorlar, arkamızda bizi destekleyen kocaman bir ekibimiz olsa da işin sonunda oraya tek başımıza çıkıyoruz ve bu noktada en ihtiyaç duyduğumuz şey devletin ve halkın bize olan desteği.


P.: Peki, kariyeriniz boyunca size en çok güç veren kişiler kimlerdi, kendinize örnek olarak gördüğünüz kişiler var mı?


A.B.O.: Annemi bu anlamda kendime çok örnek alıyorum, çok güçlü bir kadın. İkincisi kendi branşımızdan Dora Hegyi, kendisi aynı zamanda Uluslararası Cimnastik Federasyonu’nda sporcu temsilciliği görevini üstleniyor. Aerobik jimnastikteki sporcuları temsilen orada bulunuyor. Hem kariyeri olarak hem karakteri olarak kendi kariyerimde rol model alıyorum.


P.: Tahmin ediyoruz ki yaptığınız spor büyük bir vaktinizi alıyor, boş zamanlarınızda neler yapıyorsunuz?


A.B.O.: Öncelikle zaten bir üniversite okuduğum için onun dersleri ve sınavları oluyor. Bunun dışında antrenmanımın olduğu günler dinlenmeyi tercih ediyorum. Çünkü antrenmanlarımız yaklaşık 6-8 saat arası sürüyor ve bizden maksimum verim isteniyor, bunun için de dinlenmemiz şart. Bu dinlenme zamanında ailemle ve arkadaşlarımla vakit geçirmeyi seviyorum. Ayrıca bir kedim var onunla oynamak da bana çok zevk veriyor. Ek olarak boş vakitlerimde mayo tasarlıyorum, sosyal medya ile ilgileniyorum. Zaten sosyal medya başlı başına bir iş diyebiliriz, onun için ekstradan vakit ayırmak ve üstüne düşünmek gerekiyor. Bunu da elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum.

P.: Evde kalma sürecinde neler yaptınız?


A.B.O.: Yaklaşık 4 ay boyunca tüm çalışmalarımı evden sürdürdüm. Bazı zamanlar Türk Milli Takımı ile birlikte bazı zamanlar da kendi kulübüm ile birlikte evden antrenmanlarıma devam ettim.


Bunlar haricinde RedBull ile birlikte çok güzel bir proje gerçekleştirdik. Biz bu projeyi geliştirirken insanların evdeki zamanını nasıl daha verimli hale getirebiliriz diye düşünüyorduk. Gelişim aşamasındayken ortada bir pandemi yoktu. İnsanlar eve kapanmak zorunda kalınca da projeden çok daha fazla verim aldık aslında. Project: Pro adında bir platform oluşturduk. Bu platformda benim gibi iki tane Redbull sporcusu ile beraber esneklik, dayanıklılık, kuvvet üzerine seriler çektik. Beslenme rutinimizi ve antrenman programımızı paylaştık, antrenman yaparken hangi müziği dinlediğimize kadar bilgilendirici seriler oluşturduk. Hatta insanlara doğrudan yardımcı olabilmek adına evde kaldığımız dönemlerde canlı yayınlar düzenledik. Bu proje ile pandemi döneminde yapabileceğimizin en iyisini yaptığımızı düşünüyorum.


P.: Son olarak sizi seven, destekleyen kişilere neler söylemek istersiniz?


A.B.O.: Onların beni sevdiği kadar ben de onları seviyorum. İnsanların desteği ve ilgisi beni her daim yukarı çekiyor. Özellikle bireysel bir sporcu olarak iyi örnek olmak çok önemli ve bunun için uğraşıyorum. Onlardan aldığım sevgi ve enerjiyi onlara yansıtmaya çalışıyorum.


44 görüntüleme
Daha Fazlası: 

 2017, developed and designed by Emre Göler for Galatasaray University Business Administration Club