Asosyal Çocukların Hobisinden Global Fenomene: Elektronik Sporlar

İnternet kafelerde büyüyen çocukların kendi aralarında organize ettikleri turnuvalarda doğan elektronik sporlar, son birkaç yılda küresel popülariteye erişti. Bilgisayar oyunlarına uzak olan insanlar anlam veremese de bu büyüme hızının arkasında ciddi bir yatırım var.


20. yüzyılın sonlarında hızla gelişen bilgisayarlar beraberinde yeni bir sektörü doğurdu: bilgisayar oyunları. Bu oyunlar, ilk ortaya çıktıkları günden itibaren hızla popülerleşmeye başladı ve milenyuma gelindiğinde, yeryüzünde milyonlarca insan her gün saatlerini bilgisayar başında oyun oynayarak geçirmeye başlamıştı. Bu oyuncuların birbirleriyle yarışabilmesi için yerel turnuvalar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Tam da o dönemde, bu turnuvalar sayesinde, 2016’da yüz milyonlarca dolarlık hacmiyle devasa bir akıma dönüşecek elektronik sporlar doğdu.


Birkaç bilgisayar meraklısının bir araya gelip küçük turnuvalar düzenlemesiyle temelleri atılan elektronik sporlar ne oldu da milyonlarca insanın takip ettiği yüz milyonlarca dolarlık bir sektör haline geldi? Elektronik sporlar neden bu kadar popüler oldu? Bir milyondan fazla insan neden canlı olarak bir elektronik sporlar maçı izliyor? Bu soruların hepsine cevap aramadan önce, basit bir soru soralım. Elektronik sporlar nedir?


Elektronik sporlar dediğimiz şey, aslında hepimizin bildiği Counter-Strike, Dota 2, League of Legends, FIFA, Overwatch gibi video oyunlarıdır. Elektronik sporcuların, sıradan oyunculara göre tek farkları profesyonel olmaları. Bu sporcular, profesyonel bir takım ile profesyonel turnuvalara katılıyorlar ve milyonlarca dolarlık ödüller için yarışıyorlar. Her birinin takımlarıyla ve sponsorlarıyla kontratları var. Maaş ve turnuva primlerinin yıllık toplamı bir milyon doları geçen oyuncular mevcut ve elektronik sporlar takipçileri için onlar Lionel Messi, Rafael Nadal veya LeBron James gibi birer dünya yıldızı.


Birçok ülkede televizyondan canlı olarak turnuva yayınlarının yapılması, Philadelphia 76ers, Paris Saint-Germain, Beşiktaş, Fenerbahçe, Ajax gibi spor kulüplerinin elektronik sporlara yatırım yapmaları veya 15.000 kişilik bir spor salonunun bir elektronik sporlar maçı için dolması sürpriz değil. Elektronik sporlar hayranlarının büyük bir bölümü lise ve üniversite öğrencilerinden oluşuyor ve bu grup, çocukluklarını video oyunları oynayarak geçirdi. Çocuklukları boyunca bilgisayar oyunları bu popülasyonun kitap okumak, film izlemek veya bir diziyi takip etmek gibi hayatlarının bir parçasıydı. Birçoğu hala oynamaya devam ediyor ve onlar için oyunlar bir tutku. Bu tutkularının en üst düzeyde icra edildiği maçlar ise onlar için kuşkusuz heyecan verici.


Bahsettiğim grubu oyun meraklıları olarak tanımlayıp, küçümsememek gerekiyor, zira aramızda onlardan çok fazla var. Ocak 2013’te 32 milyon kişi, NBA ve Major League Baseball finallerinden veya Breaking Bad, The Sopranos gibi dizilerin final bölümlerinden daha fazla sayıda izleyici, League of Legends’ın en büyük turnuvasını izlemek için televizyon veya bilgisayarlar başına geçti. Bu kadar çok izlenen ve henüz tam potansiyeline ulaşmayan elektronik sporlar, yatırım almaya devam ediyor. Her yıl iki binden fazla turnuva organize ediliyor. Kıyaslamak gerekirse, 2000’de düzenlenen yirmi yedi turnuva toplam 500 bin dolar civarı ödül dağıtırken, 2014 yılında iki bine yakın turnuva 35 milyon dolar ödül dağıttı. Dota 2’nin Dünya Kupası olarak kabul edilen The International, 2016’da 20 milyon dolarlık ödül havuzuyla elektronik sporların önlenemez yükselişini kanıtlıyor. Somut bir şekilde canlandırmak için örnek vermek gerekirse, turnuva şampiyon takıma Galatasaray Odeabank erkek basketbol takımının 2016-2017 sezonu bütçesinden daha yüksek bir miktarı ödül olarak veriyor.


Gelecekte bir gün elektronik sporları her yaştan insanın takip etmemesi için bir neden yok. Günümüzde sadece oyun severler tarafından takip edilse de asıl hedef, her yaştan izleyicinin ilgisini çekebilmek. Geleneksel sporların aksine hızlı oynanması, maç esnasında asla azalmayan heyecanı ve en önemlisi pek az sporda rastlanacak düzeyde yüksek fair play ruhu elektronik sporların geleceğin en çok takip edilen spor dallarından biri haline gelme ve herkesin ilgisini çekme hedeflerini gerçeğe dönüştürebilecek unsurları.



Hızlı büyüme ve inanılmaz popülerliği sayesinde elektronik sporlar, sadece video oyunları olmaktan çok daha başka bir yerdeler. ABD hükumeti, elektronik sporcuları ‘atlet’ kategorisine sokarak ayrıcalıklı vizeler vermeye başladı, İsveç elektronik sporlarla ilgili üniversite eğitimi veren bölümlerini çoktan kurdu. Rusya ise ABD’den bir adım ileriye giderek elektronik sporcuları ‘profesyonel sporcu’ olarak tanımlamaya başladı ve inanın, bunun şaşırılacak hiçbir tarafı yok. Günde 8 saat civarı antrenman yapan, profesyonel sözleşmeleri olan, ayda on binlerce dolar kazanan bu oyuncuların geleneksel sporculardan tek farkları bilgisayar başında yarışmaları.


Ülkelerin elektronik sporlara yaklaşımlarından bahsetmişken Türkiye’den bahsetmemek olmaz. Maalesef ülkemiz elektronik sporlar ve sporcularını dikkate alma konusunda yeterli seviyede değil. Pek çok ülkede kurulan elektronik sporlar federasyonu Türkiye’de yok ve her ne kadar elektronik sporculara lisans verilmeye başlansa da hakkında herhangi yasal bir düzenlemeye rastlamak mümkün değil. Buna rağmen elektronik sporlar camiası gelecekten umutlu. The World Championship 2016’da şampiyon olan Counter-Strike: Global Offensive milli takımımız sayesinde bir dönüm noktasını geride bıraktık. Bu başarı, ulusal televizyonlarda elektronik sporcularla röportajlar yapılmasına ve gazetelerde elektronik sporlar hakkında yazılar yayınlanmasına olanak sağladı.

Fakat elektronik sporlar camiasının hedefleri ciddiye alınmak ve bir spor olarak kabul edilmekle sınırlı değil.


2020 olimpiyatlarına elektronik sporların dahil edilmesi için çalışmalar yapılıyor. Bunu abartı bulanlar olacaktır fakat Türkiye’nin en başarılı Counter-Strike: Global Offensive takımının kurucusu ve CEO’su Bünyamin Aydın’ın bir röportajında dediği gibi, elektronik sporcular “gelecek neslin dijital atletleri”. Bilgisayarla büyüyen jenerasyona anlam veremeyenler olsa da, dün internet kafelerede saatlerini öldüren çocuklar bugün yepyeni bir spor dalının yaratıcıları ve büyük bir ivme yakalayan elektronik sporları yakın gelecekte futbol veya basketbol kadar popüler göreceğiz. En ünlü sporculardan bazılarını soy isimleri yerine oyunda kullandıkları isimleriyle tanıyacağımız bir döneme hazır olun! Elektronik sporlar geliyor demek için artık çok geç, çoktan geldiler!


Daha Fazlası: 

 2017, developed and designed by Emre Göler for Galatasaray University Business Administration Club