Savunduğumuz Satıh Dünya

5/9/2020

"...Dünya’yı kurtarmak için 12 yılımızın olduğu o günleri hatırlıyor musunuz? Artık öyle değil. Şu an içinde bulunduğumuz 18 ay oldukça kritik..."

 

Dünya’nın gün geçtikçe daha çok ısındığı hepimizin bildiği bir gerçek. Bu ısınma doğal olarak ya da insan etkisiyle, ki çoğunluğu insan etkisiyle, gerçekleşiyor. Özellikle Sanayi Devriminden sonra aralıksız olarak sıcaklıklar yükselmekte. NASA’nın verilerine göre dünyanın ortalama sıcaklığı 1880’den bu yana 0,8 derece yükseldi. Bu yükselişin üçte ikisi ise 1975’den sonra gerçekleşti.

 

Peki bu 1 derecelik değişim bile neden bu kadar önemli? Küresel sıcaklık kaydı , Dünya’nın tüm yüzeyinin ortalamasını temsil eder. Günlük sıcaklık ise döngüsel olaylara bağlıdır ve rüzgâr ya da yağış düzenleriyle dalgalanabilir. Ama küresel ısı ana olarak Dünya’nın Güneş’ten ne kadar enerji alıp ne kadarını uzaya yansıttığına bağlıdır , ki bu dereceler çok küçük miktarlarda değişir. 1 derece bile çok büyük bir fark yaratabilir çünkü geçmişte Dünyayı Küçük Buzul Çağına sokmak için 1-2 derecelik bir düşüş yeterliydi. 20.000 yıl önce ise, Kuzey Amerika’nın büyük bir kısmının buz kütlesinin altına gömülmesi için 5 derecelik bir düşüş yeterliydi.

 

Dünya oluştuğu günden beri iklimde birçok değişiklik oldu. Bu bir süre sonra  Dünya’nın geçirdiği normal bir sürece de dönüşebilirdi eğer insan etkisi devreye girmeseydi. O noktadan sonra değişimler olumsuz yönde gerçekleşmeye başladı. Mesela 1200’lerde iklim değişiklikleri yine gözükmektedir; sel ve kuraklık gibi birçok doğal afet yaşanmıştır. 1400’lü yıllarda ise 300 yıl süren küçük buzul çap söz konusuydu. 

 

Son dönemde eminim hepimiz “en sıcak yaz”, “en kurak yaz”, “taşkınlar”, “seller” gibi terimleri haberlerde ya da internette görmüşüzdür. 2019 yazında da hepimiz Avrupa’daki inanılmaz sıcaklıklarla ilgili haberlere şahit olduk. Londra bölgesinde  40’ı bulan ve İngiltere’nin diğer bölgelerinde ise 30’u aşan sıcaklıklar… Hatta Belçika’da 39, Almanya’da 40.5, Fransa’da 40.4 dereceler ile rekor sıcaklıklar yaklaşan tehlikeyle ilgili hepimize önemli mesajlar verdi. Bu aşırı sıcaklardan önce siz de belki haberlerde belki de internette “Dünyamızı kurtarmak için 12 yılımız var” cümlesini görmüşsünüzdür. Maalesef ki, yeni gelişmelerden de çıkarabileceğimiz üzere, bu süre oldukça kısaldı. Önümüzdeki 18 ayın dünyamız için kritik olduğunu söylemek mümkün.  Dünya’nın en iyi klimatologlarından Hans Joachim Schellnhuber bu durumu şöyle açıklıyor: “Birkaç yıl içerisinde dünyamızı tamamen iyileştiremeyiz ama bu umursamazlıkla 2020 yılına kadar devam edersek dünyamıza  geri döndürülemez zararlar  verebiliriz.” Ülkeler genellikle 5 ve 10 yıl boyunca planlarını belirlediklerindir, 2030 yılına kadar% 45 karbon kesim hedefi karşılanacak, planların gerçekten 2020 sonuna kadar masada olması gerekiyor. Yani gerçekleşecek olan bir sonraki iklim konferansında gerçekten uygulanacak çözümler bulunmalı.Bu süreçte en büyük pay hükümetlere düşüyor.  

 

Her devlet kendi sınırları içerisindeki nehirler, sulak alanlar, okyanuslar, ormanlar ve mangrovlar gibi büyük miktarda karbonu emerek ısınmayı yavaşlatan önemli ekosistemleri korumalı.  Küçük tarım üreticileri de desteklenmeli çünkü et endüstrisi yayılan sera gazlarının %15 ile %18 inin sorumlusu. Örneğin; İzmir, Kadifekale’de üretici pazarı açıldı. Yerel üreticinin tüketiciyle direkt olarak buluştuğu bu pazarlar hem ekolojik tarıma hem de üretim ekonomisine destek oluyor. Üstelik iklim kriziyle mücadelede de etkili bir yol. Küresel emisyonların %35’i enerji üretimi sonucu oluşuyor. Termoelektrik ve hidroelektrik kaynaklar uzun süreden beri kullanılmakta. Ama gelişen teknolojiyle beraber bunların yanında  güneş, jeotermal, okyanus ve bir yerin kendine özgü özelliklerine uyum sağlayan diğer projeleri de seçebilirler. Mesela, 4 büyük kulübün stadyumları güneş paneliyle kaplanırsa yaklaşık 5500 hanenin yıllık elektrik ihtiyacını karşılayacak kadar enerji üretebileceğini biliyor muydunuz ? Karbondioksit en çok bilinen sera gazıdır ve atmosferde yüzyıllar boyunca kalabilir öte yandan diğer kirletici maddeler ise sadece birkaç gün ya da yıl kalıyor, bu maddeler kirliliğin %30 ila %45’ini oluşturuyor. O yüzden bu kirleticilerle savaşmayı da önemsemeliyiz. Bu maddelerden bazıları ise şunlar: siyah karbon, metan, ozon ve soğutucularda bulunan hidroflorokarbonlar . Ayrıca, ciddi hava kirliliğine neden oldukları için, onları hafifletmek için alınacak önlemler doğrudan insan sağlığına fayda sağlayacaktır.

 

 

Biz de günlük yaşantımızda yapacağımız küçük değişikliklerle bu dönüşüme katkı sağlayabiliriz. Yiyecek, kıyafet ya da herhangi bir şey alırken plastik poşet yerine geri dönüştürülebilir çantalar kullanabiliriz. Mümkün olduğunca az çıktı almaya çalışabiliriz; derslerde bilgisayar ya da e-reader kullanabilir, illaki çıkartmak zorundaysak da çift taraflı çıktı alabiliriz. Sene sonunda ise bu notları atmak yerine bizden sonra bu dersi alacak öğrencilere verebiliriz. Plastik şişelerden, tabaklardan, bardaklardan vazgeçebiliriz. Geri dönüştürmek en önemlisi,  evimizden çıkan çöpleri ayrıştırıp geri dönüşüme yollayabiliriz. Elektriği ve suyu da tasarruflu bir şekilde kullanmak çok önemli.  Bu tavsiyelerin çoğu sık sık duyuyor olabiliriz ama maalesef ki bu aynı sıklıkta uyguladığımız anlamına gelmiyor. Durum “Ben mi dünyayı kurtaracağım?” sorusuna açıkça cevap veriyor. Mümkün olacaksa hepimizin çabalarıyla mümkün olacak. Hepimizin elini taşın altına sokması ve elimizde olan değerli ekosistemleri korumamız gerektiğinden bahsetmişken Artvin Cerattepe’de 25 yıldır süren maden karşıtı mücadeleyi, “Kazdağlarının üstü altından değerlidir” denilerek verilen mücadeleyi,  ODTÜ’de ağaç kesimine karşı yapılan mücadeleyi, Karaağız’daki santral nöbetini, sular altında kalmak üzere olan Hasankeyf’i, Şirince’de kesilmek istenen zeytin ağaçlarını ve daha bir çok yeri anmamak olmaz.  Dünya’da ise “Geleceğimizi çalıyorsunuz!” diyen 15 yaşındaki Greta Thunberg’i, Etiyopya’da bir günde 350 milyondan fazla ağaç diken halkı, Kanada’da müşterilerinin plastik poşet kullanmaktan vazgeçirmek için poşetlerinin üzerine utanç verici yazılar yazan marketi, İspanya’da servis sırasında kullanılan tek kullanımlık plastiklerden vazgeçip yerine cam ya da geri dönüştürülebilen maddeler kullanan havayolu firmasını da anmalıyız. Büyük ya da küçük katkıda bulunan, bulunmaya çalışan herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz. Durumu hafife alan kişilerin ise en yakın zamanda bilinçlenmesini umuyoruz. 

 

--

 

Kaynakça: https://earthobservatory.nasa.gov/world-of-change/DecadalTemp https://www.eea.europa.eu/themes/climate/faq/how-is-climate-changing-and-how-has-it-changed-in-the-past 

https://aida-americas.org/en/blog/5-ways-our-governments-can-confront-climate-change

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Daha Fazlası: 

Tarihten Bir Leke: Diktatörler

19/09/2020

Sinemanın Provokatif Ruhu: David Lynch

16/09/2020

1/15
Please reload

 2017, developed and designed by Emre Göler for Galatasaray University Business Administration Club