Masum

11/7/2020

Yazıma başlarken dizinin jeneriğini açtım ve yazarken içimde sakinleştiremediğim bir heyecan var. Bunun nedeni diziyi bitirir bitirmez yazmaya başlamam değil. Diziyi bitirince hemen yazmak istedim ama önce heyecanımın geçmesi için beklemek istedim. Masumu bitireli birkaç hafta olsa da yazarken heyecanım hala devam ediyor. Öncelikle belirteyim birazcık da olsa abartacağım çünkü abartmam gerekiyor. Yerli dizilerimizin geldiği durum ortada. 2 buçuk saatlik zaman kayıpları, senaryo katledilişleri, saçmalıklar. Daha yazmak istemediğim bir sürü şey var.

 

Yeni yılın henüz başıydı sanırım , sosyal medyada gezerken Masum dizisini duydum. Türkiye'nin ilk büyük bütçeli internet dizisi. İçime düşen heyecana rağmen böyle kaliteli bir dizi çıkacağına inanmıyorum tabi ki. İnternette de nasıl olur diye düşündüm. Açtım fragmanı hemen ''Bir baba evladı için neler yapar biliyor musun sen?'' diyen Haluk Bilginer'in sesi ve ona cevap Ali Atay ''Her şeyi.'' diyor. Yok daha neler canım diyorum. Büyük bütçenin çoğu nereye gitmiş anlamış oluyorum hemen zaten. Sonra oyuncu şöleni! İsimlerini yeri geldikçe yazacağım. Gergin bir müzik çalıyor arkadan ve birbirinden muhteşem oyuncular geçiyor fragmanda.

 

Fragmanın heyecanı bitmemişken hemen Google amcadan bilgileri almaya başlıyorum. ''Suç, drama, polisiye'' konusu çıkıyor karşıma. Altın Portakal ödüllü bir yönetmen Seren Yüce ile tanışmış oluyorum. Berkun Oya'nın ''Bayrak'' adlı bir oyundan esinlenerek yazılmış. Bölüm sürelerinin ortalama 60 dakika olması da çok iyi oluyor tabi ki. Oyuncuları da görünce zaten yeteri kadar etkileniyorum diziden. Bundan sonra tek yapabileceğim fragman çıkarsa onu izlemek ve diziyi sabırsızlıkla beklemek. Üstelik 8 bölüm olacak dizi hafta da 2 bölüm yayınlanarak bitecek.

 

Diziyi henüz izlememişlere tavsiye vermek istiyorum. Diziyi hemen oturup bitirmeyin çünkü pişman olursunuz. Masum kötü diye demiyorum bunu. Tadını çıkararak izlemenizi istediğimden böyle söyledim. Ben yayınlandıkça ikişer bölüm izledim , en tadında olan bu sanırım. İzlerken diziyi durdurmaktan da çekinmeyin. Yönetmen ara ara ipuçları yerleştirmiş. Hem de sindirerek izlemiş olursunuz. Fırsatınız olursa ve tekrardan oynanırsa ''Bayrak'' oyununu izlemekte güzel olur. Oyunu izledikten sonra dizi sıkıcı olur diye düşünmeyin sakın. Senarist oyunu izleyenler içinde diziye farklılıklar katmış. Oyunculuklar çok iyi demeyeceğim diziyi izlemeniz için isimlere bakmanız yeterli.

 

Eklemek gerekirse Masum izlemeyi tercih ettiğimiz yabancı dizi havasını veriyor. Süresi de gayet iyi, bakışmalarla dolu saçma sapan diyaloglu sahneler yok. Bölüm sayısı az, rahatça izlemeye olanak veriyor. Filmin kurgusu zekanıza hakaret etmiyor, çalışmasını sağlıyor birazcık karışık kurgu ile. İnternette yayınlanmasının avantajı olarak sansür yok, diziye samimiyet kattığını düşünüyorum. Hala ikna edemediysem jenerik müziğinin Selda Bağcan'dan geldiğini söylesem? Diziyi izlemek için vereceğiniz paranın hakkını sonuna kadar alacaksınız sakın bu nedenle izlememezlik etmeyin.Imdb'den 9,4 puan almayı da başarmış ve unutmayın pişman olmayacaksınız.

 

Diziyi henüz izlemediyseniz , umarım sizi ikna edebilmişimdir. Uyarmam gerekiyor yazının buradan sonrasında bol bol spoiler verebilirim. Sonra bana kızmayın, diziyi izledikten sonra da ilk işiniz tabi ki bu yazıyı okumak olsun. Son uyarımı da yapayım buradan sonra SPOILER olacak, okumayı şimdilik bırakabilirsiniz.

 

Masum'u kısaca özetlemek istiyorum sizi sıkmadan. Emekli bir polisimiz var dizide Cevdet komiser. Emekliliğinden sonra sakin bir yere taşınmış eşiyle birlikte. Ailenin 2 çocuğu var, ikisi de evlilik geçirmişler. Abi ve kardeşin eşi trafik kazasında hayatlarını kaybetmişler. Kardeş eşinin ölümünden sonra babasının ve annesinin yanına taşınmış. Psikolojik rahatsızlıklar var ve alkolik. Ve bir polisimiz var Yusuf ailesi dağılmış bir kızı var. Amirinden bir dosya geliyor. Dosya bahsettiğimiz abi ve kardeşin eşinin ölümü hakkında şüpheler olduğu yönünde. Yusuf eski meslek hocası olan Cevdet'in yanına gidiyor ve olayı yavaştan çözmeye çalışıyor. Durum trafik kazası değil tabi ortada cinayet var, bunu aydınlatmak istiyor. Ama kolay değil, olayın içinden farklı olaylar çıkıyor. Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Olayı şok bir sonla çözmesine rağmen finalde bir kez daha şok oluyoruz tabi ki. Spoiler vermemeye çalıştım ama elimden bu kadarı geldi. Ben uyarmıştım sizi.

 

Şimdi biraz yorum katarak Masum'u anlatacağım. Bayrak oyununda pek isim geçmiyormuş. Baba, anne , abi, polis gibi sıfatları kullanılmış fakat dizide bu çok zor olacağından isimler var. İsimlere bolca değineceğim. Unutsanız bile hemen hatırlayıverirseniz. Diziyi izlemediyseniz bu kadar uyarıya rağmen burada ne işiniz var , diziyi izleyin hemen.

 

Masum'un ilk bölümleri yayınlanınca arkadaşımla tek seferde izledik. Jenerik etkilediği kadar geriyor aynı zamanda. Girişin sizi bağlıyor hemen. Polisiye olunca başlarda silahların konuştuğu, bolca karakolda geçen bir dizi düşünmeyin. Karakolda geçen sayılı sahne var. Önce pür dikkat diziyi anlamaya çalışıyorsunuz. İlk 2 bölümde çok şahane açılış bölümleri olmuş. Sizi sıkmadan diziye adapte ediyor. Yusuf'u dinlenme amacıyla gittiğini düşünürken, Tarık ile karşılaşması hiçte tesadüf değilmiş. Tarık'ın hayal gördüğünü müzik sayesinde anlayıveriyoruz hemen.

 

Her bölümün sonunda can alıcı sahne olacağını anlıyoruz artık. Cevdet ve Yusuf'un kozlarını bir anda dökmesini açıkçası hiç beklemiyordum. Burada dizimizin bizi kanser etmeden hızlıca açılacağını anlıyoruz. Dizimiz bir süre sonra flashbacklere başlıyor. Burada kurgu karışmıyor değil. Ama oyuncularımızın saç ve sakalları geri ve ileri tarihleri anlamamıza yetiyor. Emel'e hepimiz üzülüyoruz. Düşünsenize evleniyorsunuz ve eşiniz ağır psikolojik hastaymış ve zor da olsa ailesine söylediğinizde annesi sizi suçlayarak gece vakti dışarıdan mı yemek söylüyorsunuz, yemek yapmıyor musun gibi ithamlar ile sizi suçluyor. Babası da çok basite alıyor olayı!

 

Dizi Yusuf komiserin etrafında dönecek zannederken başka bir hal almaya başlıyor.Olaylar Cevdet komiserin ailesi etrafında gelişiyor. Serkan

 

Keskin'i ben İsmail abi olarak tanırım. Taner olarak gördüğüm zaman çok şaşırdım. Dizide her şey karışmaya başlarken birde şekerci psikopatımız Selim ekleniyor. Amacı ne anlamıyoruz ama Taner'in onu gömdüğünden emin oluyoruz. Olaylar gelişirken her şeyden bir haber masum Tarık da komutanıyla uğraşıyor. Okan Yalabık'ın oyunculuğu muhteşem. Bizi Tarık'ın psikolojisinin içine sokmayı başarıyor. Emel de aynı şekilde bize kendini anlatmaya çalışıyor. Tabi onu anlamaya çalışsak da, aldatmasını kabul edemiyoruz.

 

Her hafta diziyi beklemeye başladım yayınlandıkça hemen izliyorum. Bir de dizi sonlarında olayı patlattıklarından merakla beklemeye başlıyorsun her seferinde. Haluk Bilginer'e tiratlar patlatıyorlar. O anlatırken görsel bir şeye ihtiyaç duymuyorsun, zaten her şey kafanda canlanıyor. Güzelce ayarını veriyor her seferinde. Nur Sürer'e değinmeden edemeyeceğim. Hayranlıkla izledim her sahnesini. Dizi de oyunculuk hakkında bir sıralama yapacak olursam belki de kendisini en üst sıraya koyarım. Ailenin neden oğullarını koruduklarını, motivasyonlarını tamamıyla anlıyoruz.

 

Sanırım fazla uzattım bu kısımları, hızlıca toparlamaya çalışacağım. Her şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını görmeye başlıyoruz. İlkin Emel'in masaya çarpmasıyla hemen ölmesini, Selim'in benzer şekilde duvara çarpıp hemen ölmesi bizi tatmin etmiyor. Zaten sonrasında da ''o şekilde'' ölmedikleri ortaya çıkıyor. Katilimizin net motivasyonunu anlamasak da (katili söylemeyeceğim) Yusuf komiser olayları çözmesiyle kalıyor. Adete şok etkisi yaratan Tarık'ın finali (Tarık'ın finali diyeceğim çünkü bence dizide iki final var.) bizi ekran karşısında donduruyor. Beni ümitlendiren Cevdet Komiser'in ölmemiş olmasıdır bu arada, umarım 2.sezonu ve Cevdet komiserimizi görürüz. Şimdi gelelim ikinci finalimize, Selahattin amirin göründüğü gibi olmaması! Yusuf komiserin beyninde flashbackler yaşanırken anlıyoruz dizide bu olayın azar azar verildiğini, ama tabi ki de yeterli değil bu, 2.sezonu sabırsızlıkla bekliyoruz dizi biterken. Ayrıca dizinin jenerik sahnesinin son bölümünün giriş sahnesi olması da ayrı bir hava katıyor.

 

Oyunculuklardan bahsedelim, Haluk Bilginer'in oyunculuğuna aşık oluyoruz çünkü izleyiciyi ses tonu ve duruşuyla etkilemesi dışında Cevdet komiserin neyi neden yaptığını sorgulatmıyor bize. Aynı zamanda Nur Sürer bize anneliğin nasıl bir duygu olduğunu verirken, hafif huysuzlukları, konudan alakasız sözleriyle diziye hoş bir duygu katıyor. Ali Atay da zaman zaman Mecnun etkileri hissetsem de bende o rolle yer edinmesiyle bağdaşlaştırdığım oluyor. Serkan Keskin! Biz onu dünyalar tatlısı İsmail abi olarak bilsek de Taner rolüyle tamamen farklı bir rolün üstesinden gelmiş. Okan Yalabık bizi Tarık'ın psikolojisine tamamen sokmayı başarıyor ve oyunculuk dersi veriyor. Emel'in psikolojisini anlayabildiğimiz gibi, Selim'in ruh halini de bir o kadar anlamıyoruz çünkü rolleri bunu gerektiriyor ve Tülin Özen ve Bartu Küçükçağlayan bu rolleri hakkıyla yerine getiriyor. Oyunculukların bu derece derece muhteşem olacağını zaten tahmin ediyorduk, herkes rolünün hakkını vermiş. Dizinin internette yayınlanmasının bir çok faydasını gördük. Rahatça küfür etmeleri samimiyet katsada zaman zaman bunu abarttıkları olmuş. Hafta hafta yetiştirmek zorunlulukları olmadığından rahatça kurgu yapılmış. Örneğin geçmişte Serkan Keskin hep sakallı. Geçmiş sahneler çekildikten sonra rahatça diğer sahneler çekilmiş. Müzik kurgusu biraz hatalı olduğunu düşünüyorum çünkü gerilim müziğini veriyorlar ve sen orada ne olacağını anlıyorsun veya müzikler ile neler olabileceğini az çok tahmin edebileceğin sahneler de oluyordu. Ayrıca bu dizinin kırdığı çok güzel bir gelenek var.Normalde nedir başroller yakışıklıdır güzeldir, mükemmel erkek ve kadınlardır, tabi ki böyle olmak zorunda değil. Başrol neden göbekli olmasın, kel olmasın? Bu örnekler hiç yok demiyorum fakat diziler izlensin diye oyuncuların sahte bit mükemmelliğinden ziyade doğal olmalarının çok daha samimi olduğunu düşünüyorum. Masum da umarım bu algıyı yıkmayı başarmıştır. Masum'u fazlasıyla övdüm ve eleştirilecek yerleri olsa da bunu elimden geldiğince az yapmaya çalıştım. Çünkü bu tarz yapıtların desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Yerli dizilerin ne hale geldiği ortada. 2,5 saatlik tamamen zaman kayıpları. Ben zaten izlemiyorum demek kaçış yolu olmamalı. Ben neden mükemmel oyuncularımızın harcandığı dizileri duyayım ki? Sadece ve sadece kar amaçlı diziler olsun, reyting uğruna güzel olan diziler harcansın ki? Bu tarz diziler yeterli desteği ve izleyiciyi arkasına alsın ki bu gibi örnekler çoğalsın. Dizi, film dediğin bir çok insanın emeğidir, iyi ve ya kötü olması ortada emek olmadığını göstermez. Bu sebeple güzel olanları destekleyelim ki kötüler doğal yollarla azalsın yerini güzel yapıtlara bıraksın. İnternet üzerinden ''yüksek bütçeli'' dizi yapılması çok olumlu bir durum.Belki de yakında internet filmleri de izlemeye başlarız . BluTV'nin açtığı bu yol sayesinde belki de birçok yapıt izleyeceğiz.Olumlu dönüşlerin olduğunu düşünüyorum çünkü aynı sitede Masum'dan sonra Sahipli isimli bir dizi başladı. Bunun gibi birçok ''kaliteli'' dizi ve filmin olmasını ümit ederekten yazımı bitiriyorum. Masum hakkında düşüncelerimi yazmaya çalıştım, umarım beğenmişsinizdir. Başka dizi yorumlarında görüşmek üzere.

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Daha Fazlası: 

İlk Gördüğümüz Andan Bile Güzel: Yüksek Sadakat

02/08/2020

Çağımızın Hastalığı: Oblomovluk

01/08/2020

1/15
Please reload

 2017, developed and designed by Emre Göler for Galatasaray University Business Administration Club