Aşkın Sonsuzluğu, Cazın Büyüsü: La La Land Concert

Kimileri için cazın en tatlı hali, kimileri içinse aşkın unutulmaz serüveni... Küçük bir tesadüf, sonrasında büyük bir aşka dönüşüyor. Fakat bazen, işler hiç de istediğimiz gibi gitmeyebilir. Her film, mutlu sonla bitmeyebilir. Sebastian ve Mia gibi hayatlarını yoluna sokmaya çalışan iki insan, her ne kadar tutkulu bir aşk yaşasalar da ayrılık onlar için de kaçınılmaz bir son olabilir.

Damien Chazelle'in yazıp yönettiği bu romantik müzikali, geçmişin günümüze yansıması olarak sayabiliriz belki de. 89. Akademi Ödüllerine 14 dalda aday olan, 6 Oscarlı, 74. Altın Küre Ödülllü bu film için hikaye, kurgu, çekim bir yana açık ara en çok konuşulan şey film müzikleri oldu. Kabul edelim ki, bazılarımız filmi sevmese de herkesin playlistinde uzun bir süre en çok dinlenenlerin başında “City of Stars” yani filmin en can alıcı müziği yer alıyordu. Benim favorilerimin başında ise “Start A Fire” vardı.


Chazelle’in yakın dostu, genç besteci Justin Hurwitz’in müzikleri sayesinde film kısa sürede zirveye yükseldi ve herkesin gönlünde taht kurmayı başardı. Film sonrasında filmin müziklerine olan ilginin artmasıyla dev orkestra işe koyuldu. Bizi, cazın en güzel haliyle buluşturmak için gece gündüz çalıştı.

Ve takvimlerimiz 6-7 Ekimi gösterdiğinde nefesler tutuldu, saatler durdu, o muhteşem müzik şöleni başladı. İzleyicilerin karşısında, gecesini gündüzünü çalışarak harcamış dev orkestra, arka fonda filmin oynatıldığı büyük bir ekran ve soluksuz izleyen 2000’den fazla müziksever. Piyanonun büyüsü, saksafonun sesi, kemanın teller üzerindeki narin kayışı, baterinin gücü…


6-7 Ekim tarihlerinde Zorlu PSM’de düzenlenen ‘La La Land Concert’ sadece müzikle de sınırlı kalmadı tabi ki. Konser öncesi, uzman dans hocalarıyla beraber düzenlenen dans atölyeleriyle hareket etmeye başladık. Daha sonra, müzik eşliğinde yapılan vals gösterilerini izleyip ritme ayak uydurduk. Fakat benim için en unutulmaz anlardan biri, bina içine girdiğimde karşılaştığım o görkemli manzaraydı. Kocaman bir “Vintage Pazar”, tam film dönemlerini anımsatan sade şıklıkta elbiseler takılar, aksesuarlar… Siz de benim gibi vintage sevenlerdenseniz kesinlikle orada olmalıydınız.

Şüphesiz, birden fazla duyguyu bir arada yaşayabileceğim ender zamanlardan biriydi. Rüzgar gibi gelip geçen bir konserdi, etkisi hala devam ediyor. Cazın en narin dokunuşu, bir sonrakinde sizi de etkilesin istiyorsanız, etkinlikleri takipte kalın.

Cazın, müziğin ve aşkın hayatınızdan hiç eksilmediği günleriniz olsun.



Daha Fazlası: 

 2017, developed and designed by Emre Göler for Galatasaray University Business Administration Club